Yapay zekâ & üretim

Üretmek kolaylaştığında ne değerli olacak?

Bir şeyi yapabilmek ile yapılmaya değer bir şeyi seçebilmek arasındaki fark üzerine.

FAHRİ ÖNCÜL / KİŞİSEL NOTLAR
Üretmek kolaylaştığında ne değerli olacak

2004 yılında kendi bilgisayar firmamı kurdum. Bilgisayar satışı ve teknik servisle uğraşırken aynı yıl kendi web sitemi hazırlamaya başladım. Web ve grafik tasarımı üzerine çalışarak kendimi geliştirdim.

Bilgisayarın donanımıyla başlayan merakım, ekranda bir şeyler oluşturabilmenin heyecanıyla başka bir yere taşınıyordu.

O döneme bugün baktığımda, beni en çok düşündüren şey kullandığım programların veya hazırladığım sayfaların nasıl göründüğü değil. Aklımdaki bir şeyi ortaya çıkarabilmek için öğrenmem gerekenlerle, bugün aynı amaçla başvurabildiğim araçlar arasındaki fark.

Şimdi bir fikri yapay zekâya anlatıp onun ilk örneği üzerinde çalışabildiğimiz bir üretim biçimini düşünüyorum.

Bu noktada kendime şu soruyu soruyorum:

Bir şeyi üretmek kolaylaştığında, insanın katkısı nerede daha değerli olacak?

Bir şeyin ortaya çıkması ile işini iyi yapması aynı değil

Bir web sayfasının hazırlanmış olması, ziyaretçinin aradığı bilgiye kolayca ulaşabildiği anlamına gelmiyor.

Bir yazılımın ekranda çalışması da gerçek kullanımda karşılaşacağı bütün durumlara hazır olduğunu göstermiyor.

Bir tasarım ilk bakışta etkileyici olabilir. Ama doğru mesajı vermiyor, kullanıldığı yere uymuyor veya okumayı zorlaştırıyorsa amacına ulaşmamış olabilir.

Bu yüzden üretimin hızlanmasını değerlendirirken iki aşamayı birbirinden ayırıyorum: Bir şeyin ilk hâlini ortaya çıkarmak ve onu gerçekten işe yarar hâle getirmek.

İlk aşamanın kolaylaşması çok değerli. Çünkü bir fikri denememize, görmemize ve değiştirmemize imkân veriyor. Ancak ikinci aşamada hâlâ sorular sormamız gerekiyor.

Kim kullanacak? Hangi ihtiyacı karşılayacak? Nerede hata yapabilir? Kullanıcı zorlandığında ne olacak? Hazırladığımız çözüm, başlangıçtaki problemi gerçekten ortadan kaldırıyor mu?

Benim için üretmek, yalnızca bir çıktı almakla bitmiyor.

Ne istediğimizi anlatmak, neye ihtiyaç olduğunu anlamakla başlıyor

Bir sisteme “Bana bir web sitesi hazırla” demek mümkün. Fakat bu cümlenin arkasında henüz cevaplanmamış birçok soru olabilir.

Bu site neden var? Ziyaretçi burada ne öğrenmeli? Hangi bilgiler ön planda olmalı? Neler hiç bulunmamalı?

Kendi kişisel web sitemi yeniden düşünürken de aynı ayrımla karşılaşıyorum.

Burada hizmetler, ürünler ve satış mesajları bulunabilir. Ancak benim anlatmak istediğim bunlar değilse, daha fazla bölüm veya daha gösterişli bir tasarım siteyi daha doğru hâle getirmeyecek.

Önce amacını belirlemem gerekiyor: Kendimi, teknolojiyle ilişkimi, bugün üzerinde düşündüğüm konuları ve geleceğe bakışımı anlatmak.

O amaç netleştiğinde, ne ekleyeceğim kadar neyi dışarıda bırakacağım da belli oluyor.

Bence yapay zekâyla üretim yaparken de önemli meselelerden biri bu olacak. İsteğimizi ayrıntılı anlatmak kadar, gerçekten neye ihtiyaç duyduğumuzu anlayabilmek.

Yanlış seçilmiş bir problemi çok hızlı çözmek, doğru yere ulaştığımız anlamına gelmiyor.

Teknik bilgiye bakışımız değişebilir

Yapay zekânın üretimde daha fazla rol üstlendiği bir gelecekte, herkesin her teknik ayrıntıyı öğrenmek zorunda kalmayabileceğini düşünüyorum.

Ancak bundan, bilginin veya deneyimin değerini kaybedeceği sonucunu çıkarmıyorum.

Bir işin nasıl yapıldığını anlamak, ortaya çıkan sonucu değerlendirmeyi de kolaylaştırıyor. Neyi sorgulayacağını, nerede bir eksik arayacağını ve hangi sonucun yalnızca görünüşte doğru olabileceğini fark etmeni sağlıyor.

Bana göre değişebilecek olan, bilgiye duyduğumuz ihtiyaçtan çok onu nerede kullandığımız.

Bir zamanlar zamanımızın büyük bölümünü bir işlemi nasıl gerçekleştireceğimizi öğrenmeye ayırırken, gelecekte sonucun neden doğru veya yanlış olduğunu anlamaya daha fazla zaman ayırabiliriz.

Yapay zekâdan yardım almak ile yapılan işi hiç anlamadan kabul etmek arasında önemli bir fark görüyorum.

Benim aradığım, düşünme sorumluluğunu tamamen devretmek değil. Daha fazla fikri deneyebilmek ve sonuçlarını daha dikkatli değerlendirebilmek.

Daha fazla üretmek, her zaman daha iyi üretmek değil

Bir fikrin ilk örneğini daha kolay hazırlayabilmek heyecan verici. Fakat bu kolaylığın başka bir soruyu da beraberinde getirdiğini düşünüyorum:

Yapabildiğimiz her şeyi yapmalı mıyız?

Bir uygulamaya yeni bir özellik eklemek mümkün olabilir. Ama o özellik kullanıcının işini kolaylaştırıyor mu, yoksa öğrenmesi gereken yeni bir ekran mı oluşturuyor?

Bir internet sitesine konuşan bir yapay zekâ ekleyebiliriz. Fakat ziyaretçi aradığı bilgiyi tek bakışta görebilecekken onu konuşmak zorunda bırakmak doğru mu?

Bir süreci otomatikleştirebiliriz. Ama o süreçte insan değerlendirmesine ihtiyaç duyulan bir nokta var mı?

Benim için bir teknolojinin mümkün olması, her durumda gerekli olduğu anlamına gelmiyor.

Üretmek kolaylaştıkça seçim yapabilmenin öneminin artacağını düşünüyorum. Neyi geliştireceğimize, neyi sadeleştireceğimize ve neye hiç dokunmayacağımıza karar vermek de üretimin bir parçası.

İnsan ne katacak?

Ben insanın katkısını yalnızca bir düğmeye basmak, komut yazmak veya sonucu onaylamak olarak görmüyorum.

Gerçek bir ihtiyacı fark etmek, farklı deneyimler arasında bağlantı kurmak, bir çözümün insanlar üzerindeki etkisini düşünmek ve gerektiğinde “Bu doğru değil” diyebilmek önemli olmaya devam edecek.

Özellikle bizim adımıza işlem yapan sistemleri düşündüğümde, bu sorumluluğun daha da önemli hâle gelebileceğini görüyorum.

Bir öneri hazırlamak ile o öneriyi uygulamak aynı şey değil. Bir mesaj taslağı oluşturmak ile onu göndermek de aynı şey değil.

Bu nedenle gelecekte yalnızca neler üretebildiğimizle değil, ürettiklerimize hangi sınırları koyduğumuzla da ilgilenmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Benim için değişmeyen şey

1998 yılında ilk bilgisayarıma sahip olduğumda, onun nasıl çalıştığını merak ediyordum. Bilgisayar toplamak, arızasını bulmak ve onu yeniden çalışır hâle getirmek bu merakın bir parçasıydı.

2004 yılında kendi web sitemi hazırlarken aynı merak başka bir biçim almıştı: Bu kez ekranda kendi istediğim şeyi oluşturmak istiyordum.

Bugün yapay zekâya duyduğum ilginin temelinde de benzer bir istek var. Bir fikri denemek, ortaya ne çıktığını görmek ve onunla başka neler yapılabileceğini anlamak.

Araçların değişmesini bir kayıp olarak görmüyorum. Ama araçlar daha fazla iş yapabildiğinde, bizim daha az düşünmemiz gerektiğine de inanmıyorum.

Tam tersine, üretmek kolaylaştıkça neyi, neden ve kimin için ürettiğimiz üzerine daha fazla düşünmemiz gerektiğini hissediyorum.

Benim için geleceğin asıl sorusu yalnızca “Bunu yapabilir miyiz?” değil.

“Bunu yapmaya değer kılan nedir?”

Fahri Öncül

Yeni bir soru, yeni bir başlangıç.

Yazılara dön